İNSAN-TOPLUM-ŞİRKET

YAŞAM BİR OYUNDUR

Last Updated on 20/03/2024 by ahmet can ayışık

blank

 

 

 

Şu iğreti hayat, bir eğlence ve oyundan başka şey değil. Ahiret yurduna gelince, asıl hayat işte odur! Keşke bilebilselerdi! (Ankebut Suresi/64)

Şu iğreti dünya hayatı, sadece bir oyun ve eğlencedir… (Muhammed Suresi/36)

Yaşam, hepimizin oynamak zorunda olduğu, hergün yeniden yaşanan bir oyundur.

Oyunlarda kurallar ve öngörülmüş süreler vardır. Yaşamda da kurallar ve öngörülmüş süreler vardır.

İş yaşamı, yaşamımızdaki en önemli oyun alanlarından biridir.

Kazanacağına inanarak oynarken kaybetti. Çünkü, “çok oyunculu mod”da oyunun sonucu diğer oyuncuların neyi nasıl yaptığına da bağlıdır…

Yaşamı ve işinizi bir oyun gibi özümseyerek yaşamak ne anlama gelir?

David Ruelle’den alıntıladığımız bir örnek ile başlayalım:

“…Bir başka oyun da şöyle olabilir: Ben birden fazla sığınağın bulunduğu bir savaş alanındayım, siz de küçük bir uçakla üzerimde uçuyor ve tepeme bir bomba bırakmak için fırsat kolluyorsunuz. Normalde benim çevredeki en sağlam görünüşlü sığınağı seçmem ve orada saklanmam gerekir ama sizin de normalde yapabileceğiniz en doğru iş benim en iyi sığınağı seçmiş olabileceğimi düşünerek orayı bombalamaktır. Bunu bildiğim için benim o denli sağlam görünmeyen ikinci sığınağı seçmem gerekmez mi? Eğer ikimiz de çok akıllıysak olasılıklara dayanan stratejiler izleriz. Örneğin ben çevredeki çeşitli sığınaklar arasında bana en fazla kurtulma şansı verecek özelliklere sahip olanları arar, bundan sonra nereye saklanacağımı belirlemek için yazı-tura atar ya da gelişigüzel sayılardan oluşan bir liste kullanırım. Siz de beni vurma şansınızın en yüksek düzeyde olduğu sığınağı belirlemek için benzer biçimde olasılıklardan yararlanırsınız. Bu size saçma gelebilir ama ikimiz de akılcı davranabiliyorsak yapacağımız budur. Doğal olarak ben hareketlerimi gizlemezsem sizin işiniz kolaylaşır, buna karşılık siz de nereyi bombalamayı tasarladığınızı bana sezdirmemeye çalışmalısınız.

Günlük hayatta patronunuz, sevgiliniz ya da ülkenizi yönetenlerin sizi yönlendirmeye çalıştığını sık sık görürsünüz. Size önerdikleri oyun, seçeneklerden birinin kesinlikle daha parlak göründüğü bir seçimdir. Bu seçenekte karar kıldığınız zaman karşınıza yeni bir oyun çıkar ve böylelikle kısa bir süre sonra akılcı seçimlerinizin sizi aslında hiçbir zaman istememiş olduğunuz bir yere getirdiğini görür ve tuzağa düştüğünüzü anlarsınız.

Bu noktaya gelmemek için yapacağınız şey arada bir beklenmedik biçimde davranmaktır. En çekici görünen seçeneklerden uzak durduğunuz zaman kaybettiğiniz şeylerin karşılığında daha özgür olabilirsiniz.

Doğal olarak hedefiniz sadece beklenmedik biçimde davranmak değil, bunu belli bir olasılık stratejisine uygun olarak yapmaktır.”

 

Giriş kısmında belirttiğim gibi bu yaşamın bir oyun alanı olduğu Kuran’da da açık şekilde yazılmıştır. Elbette, yazım, bir dini hükmü açıklama yazısı değil. Ancak, bu dünyadaki yaşamın oyun olarak nitelendirildiğinin Kuran’da belirtilmiş olduğunu okuyucunun bilmesi gerektiğini düşündüğüm için buraya aldım. Yani, bu yaşamın oyunluğu, aslında tartışmasız bir ön kabul olmalıdır. En azından İslam alemi için…

Öyleyse devam edelim…

Yaşam en önemli oyundur. Hepimizin oynamak zorunda olduğu bir oyun. İster kabul edelim, ister etmeyelim.

Bir çocuğun en ciddi işini gözlemleyerek keşfedebilirsiniz bu dediğimi. “Çocukların en ciddi işi oyun oynamaktır.”  İnsan gibi pek çok canlı türü için yeni nesillerini yaşama oyun oynayarak hazırlama temel kurgudur. Yavrular, yaşama ve bu dünyaya ait birçok gerçekliği oyun oynayarak öğrenirler. Bazılarının öğrenmeye çok zamanları olmaz ve oyun erken biter. Çünkü yaşam, aslında  en acımasız  oyundur.

Büyüdüğümüzde oyunun bittiğini sanmak bir yanılgıdır. Oyun farklı boyutlarda sürmektedir.

Oyunlarda da yaşamda da;

  • Kararlar verirsiniz.
  • Kazanır veya kaybedersiniz.
  • Siz kazanır veya kaybederken başkaları da kazanır veya kaybeder.
  • İyi yönettiğinizde genelde birden çok oyun oynama hakkınız vardır.
  • Kazandığınız oyunlarda ödül alır, kaybettiğiniz oyunlarda cezaya katlanırsınız.
  • Yaşam, oyunun sonsuz olduğu varsayımını içerir ve pek çok oyun sonsuz kez tekrarlanır.
  • Bir oyunun kaybedenleri diğer oyunun kazananları olabilir, bu dünyanın kaybedenleri de diğer dünyaların kazananları olabilir.
  • Oyunlarda kurallar ve çoğunda öngörülmüş süreler vardır. Yaşamda da kurallar ve öngörülmüş süreler vardır.

Hepimiz bu yaşamın oyuncularıyız. Oyuncular değişir, ama yaşam oyunu devam eder.

İş yaşamımız, yaşamın içerisindeki oyun alanlarından biridir. En önemlilerindendir. Geçinmek ve yaşamımızı daha iyi koşullarda sürdürebilmekle ilgili olduğundan en önemlilerinden biridir. Genellikle bu nedenle “iş yaşamı” deriz. İş yaşamının da kuralları, kazananları kaybedenleri ve aşağıdan yukarıya pek çok alt aşamaları vardır.

Bir oyunu oynadıkça ustalaşmanız gerekir varsayımsal olarak.  Diğer yandan, bu varsayım oynadığınız oyunun size uygun yada sizin o oyuna uygunluğunuzla da yakından ilintilidir. Uygunluk sağlanmadığında, oynadıkça yok olmaya ve tükenmeye doğru da sürüklenmeniz mümkündür.

Yaşam oyunu, çok katmanlı, “oyun içinde oyun” durumunu içeren birbiriyle ilişkili oyunlar ağında, “çok oyunculu modda” oynanır. Tek oyuncu modu da vardır, ama sadece oyuna hazırlık için kullanılır. Oyun, oyuncunun yeteneklerine uygun olmadığında “Game Over” kaçınılmaz ve kısa sürede beklenen en olası sonuçtur. Oyuncu, oyundan çıkar.

Sadece, usta oyuncular, yetenek ve kapasitelerine en uygun oyunu seçebilirler. Kötü adam yada iyi adam, cinayet, hırsızlık, spor, sanat, eğlence, siyaset, savaş  gibi seçilebilir unsurları mevcuttur oyun dünyasının. Dediğim gibi sadece usta oyuncular başarılı oyun seçimi yapabilir. Diğerlerinin işi ise şansa kalmıştır.

Yaşadığınız  dünyaya  bu gözle bakmayı deneyin. Oyun dünyasında ustalığı keşfedin. Usta oyuncu olmaya çalışın!

Yaşamdan örneklerle devam edelim.

İnsanın en temel rollerinden biri kadın yada erkek olmaktır. Kadını yada erkeği oynamanız, bugün için sizin dışınızda belirlenmiş bir olgudur ve insanların  hemen hemen tamamı kadın yada erkek olarak bu rolü tartışmasız kabul edip oynarlar. Çünkü bedensel oluşumunuzun gereği ve doğal olanı bu rolü oynamaktır. Buna rağmen, bir kısım insanların yaratılışlarından gelen bu en temel rolü bile uygun bulmayıp değiştirmeye çalıştığını görebiliriz. Türkiye’den hepimizin bildiği iki örnek, Zeki Müren ve Bülent Ersoy’dur. Biri, rolü daha gerçekçi olarak değiştirebilmek adına tıbbi müdahaleyi bile göze almıştır. Bütün değer yargılarını ve rol değişimi girişimlerinin acınası diğer etkilerini yok saydığımızda, bu örneklerdeki iki oyuncunun oynanan oyundaki  rol değişimi gayreti kalır ortada. “Başarılı olmuşlar mıdır?” diye sorarsak. “Evet” olmuşlardır. Çoğu insan için yaşamlarındaki en büyük amaç ve başarı ölçüsü “daha çok para kazanabilmek”tir. Her iki oyuncu da rol değişikliği yaparak diğerlerinin birçoğuna göre daha çok para kazanmayı ve  popüler kişilikler  olmayı başarmışlardır.

Hitler, bugünkü dünyada çok nefret edilen bir liderdir. Bir savaş oyunu oynamış ve kaybetmiştir.  Oyunu kaybetmiştir,  ama bu onun bir savaş oyunu ustası olduğu gerçeğini değiştirmez. Aslında Hitler,  savaşçı lider rolünü iyi oynayarak Alman toplumunun içerisindeki bir  sıfır noktasından,  neredeyse kutsal olarak algılanan bir liderlik aşamasına ulaşmayı başarmıştı. Ustaca yaptığı ve yetenekli olduğu buydu. Kazanacağına inanarak oynarken kaybetti. Çünkü, “Çok Oyunculu (multiplayer) mod”da oyunun sonucu diğer oyuncuların neyi nasıl yaptığına da bağlıdır. Oyun dünyası, bir ustalar dünyasıdır. Hitler, bu dünyadaki tek ustanın kendisi olduğuna inanarak çok büyük ve basit bir hata yaptı.

Oysa, çok fazla katılımcı ile oynanan fazla büyük ve kontrolü zorlaşmış bir oyun alanı oluşmuştu. Oyun alanı bu kadar büyüdüğünde, kaynaklar ile ulaşılmak istenen sonuç dengesiz hale gelmişti. Ama o bunu göremedi. Ulusal bazdaki kişisel başarı oyununu dünya  arenasında oynamaya devam etmek istedi. Sonu felaket oldu. Neden o kadar nefret yaratan şeyler yapmıştı?  Çünkü, tarzında “sportmenlik”  yoktu. Herşey, kaba bir savaşçıl tarz (Başarılı liderlik dönemindeki sanatsal atraksiyonlar farklı amaçlar ile yapılmıştı.) üzerine oturtulmuştu. Baştan sona öyle devam etti.

Bunun gibi pek çok örnek var. Bu örneklerde ve diğerlerinde ne gördüğümüzü özetlemeye çalışalım. Hiçbir rol değişmez değildir. Rolde ısrar başarı sağlayabileceği gibi felakete de yol açabilir. Farkı yaratan seçim kararlarındaki isabetlilik oranıdır:

  • Yaşam hergün yeniden yaşanan bir oyundur. Hergün bütün kurgu yenilenir. Bu değişimi doğru algılayamazsanız yeterli isabetlilikle tarz da  belirleyemezsiniz. Bu nedenle, yaşam oyunundaki temel düşünce biçiminiz/yaşam felsefeniz “hergün yeniden doğarım” olmalıdır. Buna inanmalı ve buna göre davranabilmelisiniz. Sonsuza dek, aynı şekilde  insanlar tarafından uygulanabilecek ne bir rol ne de bir tarz vardır (Böyle bir rol/tarz insan üstüdür).
  • İnsanlık onuruna ve çağdaş etik değerlere uygunluk birincil öncelik olmalıdır. Oyuncular yönünden her oyun bitmek zorundadır. Hitler örneği ortadadır. Gelecekte iyi anılmak istersiniz. O halde, sportif rekabet oyuncusu olun.
  • İş yaşamınız toplam yaşam oyun alanı içerisindeki oyun alanlarından biridir. Özellikle ücretle çalışan insanların temel başarı alanlarından birisi olması nedeniyle ve gelir düzeyinizin en önemli belirleyicisi olduğundan çok önemlidir. Ancak, sonuçta, yaşam oyunundaki oyun alanlarından sadece biridir.
  • En önemli amaç “oyunda kalmak”tır. Oyunda kalmak, sağ olmak/yaşamak demektir. Canlı olmanız, yeterince “can”ınızın olması demektir. Yaşamak için “olumlu yaşam enerjiniz” olmalıdır. Olumlu yaşam enerjisini size kimse gelip vermez. Bazen,  insanlar arasında enerji alışverişinde bulunulabilecek durumlar meydana gelir. Ancak, bu durumlar genelde geçici ve sınırlı mahiyette olur. Hiçbir zaman  sizin yaşam enerjinizin yerine geçemez. Yaşam oyununda hepimizin kalıcı, güçlü ve sürekli yaşam enerjisine ihtiyacımız vardır. Bu enerji, doğal kaynakları arasında yer alan insanlar (Büyük bataryalılar) yaşam oyununda çok büyük avantaj sağlarlar her zaman (Dikkat: Yazımızdaki örnek kişilerin yaşam enerjileri çok yüksektir).
  • Olumlu enerjileri düşük (Küçük bataryalılar) insanların yapabileceği şeyler de var. Birincisi, olmayan doğal kaynakları değil, o güne kadar keşfedilmemiş doğal kaynakları olduğunu bilmeliler. İkincisi, keşfedememe nedenini bulmalılar. En büyük olasılık, “Doğru oyun felsefesine/düşünce biçimine sahip olmamaları”dır. O zaman yaşam felsefenizi değiştirerek işe başlayın. Bunu yapmaya çalışmanızın bile yaşamınızda büyük değişikliler yaratacağını göreceksiniz.
  • Oyunda kalmak en önemli amaçtır, ama daha fazlasını istiyorsanız size yetmez. Daha fazlası için diğerlerinden daha fazla skor/sayı yapmanız gerekir. Yani, bu oyunu onlardan daha iyi oynuyor olmalısınız.

blank

Yaşamda ve iş yaşamında başarılı olmak için bize gereken her türlü örnek, doğada, yaşamın ve iş yaşamının doğal akışı içerisinde mevcuttur. Hepimiz, en büyük usta olan doğadan ve yaşamın genel kurgusundan algılayabildiklerimiz ve algılayabildiklerimizden bu oyuna yansıtmayı başarabildiklerimiz kadar iyi oyuncularız.

Son söz: Yaşam oyunu sürse de oyuncular hep değişmek zorundadır. Her oyun bitecek, yaşam oyunu daima yeni oyuncularla devam edecektir. Oyundan çıkanların yerini oyuna yeni girenler alacak, bu süreçte, rolünü abartanlara da  oyundan ders almak kalacaktır!

Ve unutmayın ki, ölüm anı gelip de oyun gerçek yaşamınıza dönüştüğünde, bu dünyadaki oyunda kazanmış görünenlerin bir kısmının aslında gerçek yaşamın kaybedenleri; kaybetmiş olarak nitelenenlerin bir kısmının ise gerçek yaşamın kazananları olduğu takdir edilecektir efendim!

 

blank

blank
A.Can Ayışık